“… Ve buluyorum insanları… kendilerini değil de başkalarını söyleyen insanlar arasında buluyorum. Biri çıkar da üstünde yaşadığı toprağın insanlarını ta binlerce yıl öncesine kadar sever, onların serüvenini kendi yaşayacak ve yaşatacak kadar severse, o insanı örnek alır, insan diye söyleyebilirsin sen de. Bir başkası elinde bir fotoğraf makinesiyle yıllar yılı dolaşırsa senin memleketini, sana bağışlanmış […]

  Adapazarlı olup da Yöntem Mobilya’yı bilmeyen; sert görünüşü, babacan duruşuyla Mehmet Yöntem’i tanımayan var mıdır? Sabah, mağazanın içindeki yazıhanenin kapısını açıyorum. Beni bekliyor, çünkü kızı Fatoş (Süheyla) Hanım haber vermişti geleceğimi. —Ben Çark Sokağı’nı bilmem… Ev yukarıda, ben burada;  54’ten beri çıkmam sokağa! Arkadaşlar diyorlar ki, ölürsen seni atölyeye gömeceğiz! Bu sözlerle başlatıyor söyleşiyi, […]

Nebahat Kır, Adapazarı Kız Meslek Lisesinde resim öğretmenliği sırasında, masa tenisi milli hakemliği ve voleybol hakemliği yapmış. 1981 yılı 24 Kasımında, Öğretmenler Günü dolayısıyla yapılan törende, başarılı çalışmaları ve kıdemi esas alınarak “Yılın Öğretmeni” seçilmiş. Sakarya Yardıma Muhtaç Çocukları Koruma Derneği Başkanı. İki kızı var. Büyük kızı S.Ü. İngilizce Öğretmenliğini, küçük kızı ise Hacettepe Ü. […]

        1954 Adapazarı’nın Kemaliye Köyünde doğdum. Adapazarı ve İstanbul’da ilk ve ortaokulu, Bolu’da da İlköğretmen Okulunu bitirdim. Daha sonra İzmir Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünden mezun oldum. Öğrencilik yıllarında İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü ve İzmir Yüzme İhtisas Kulübünde yüzdüm. Çeşitli okullarda öğretmenliğin yanı sıra yüzme antrenörlüğü, milli futbol hakemliği ve basketbol hakemliği yaptım. Milli yüzme […]

    “Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.” *   Şenay Albaş’la birlikte Hendek’e gidiyoruz. Kuvayımilliyeci bir babanın oğlu Rüştü Çürüksulu’nun konuğuyuz. Bizi karşılıyor. Ciddi duruşu, bakışları, özenli giyimiyle; evet, daha önce tanışmıştım ama,  yine […]

  Süleyman Gürsoy, 1942 yılında Erzurum’da doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Pulur Öğretmen Okulu’nda okudu. Liseyi, resim semineri olan Çapa Öğretmen Okulu’nda okuduktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’ne girdi; resim-iş bölümünü 1964 yılında bitirdi. Diyarbakır, İstanbul ve Adapazarı’nda öğretmenlik ve idareciliklerde bulundu. Özel Sakarya Lisesi öğretmenlik ve idareciliğinden ayrıldıktan sonra, Sakarya Sanat Evi’ni kurdu. 1988-1999 yılları arasında […]

    Burası, Uzunçarşı’da küçücük bir saatçi dükkânı. Abdurrahim Bey’in oğlu Zeki Bey beni tek kişilik, açık bir asansöre bindiriyor; babasının çalıştığı üst kata çıkıyorum. Bir hayli gürültülü, ama yerden kazandıran işlevsel bir asansör… Yukarısı tamamen bir saat tamir atölyesi… Abdurrahim Gürses, mikro-cerrahi benzeri tamir işlemlerini burada yapıyor. Dostlukla karşılıyor beni. Ayakta durmam riskli; hemen […]

Söyleşi: Tamay Açıkel GREN DERGİSİ -Sayı:24 (Sakarya Güzel Sanatlar Derneği-SAGÜSAD) ANJELİKA AKBAR Besteci – Piyanist Anjelika Akbar, müzisyen ve filozof bir babanın ve müzisyen bir annenin çocuğu olarak Kazakistan’da dünyaya geldi. 3 yaşında piyano eğitimi almaya başladı. 5 yaşında ilk bestesini yapan ve konserlere başlayan sanatçı, üstün yetenekli çocukların yetiştirildiği “Taşkent Devlet Uspensky Müzik Okulu”nda […]

  Erdoğan Şen ile bizi, kendisi de bir filatelist olan arkadaşı Bahri Tunçaylı tanıştırdı. Şenay (Albaş), Bahri Bey, Arzu (Açıkel) ve ben, hep birlikte evine gittik. Bizi önceden ününü duyduğumuz çalışma odasına aldı. Erdoğan Bey’in pul koleksiyonu merakı ortaokuldayken başlamış. Kendi çabasıyla ilerletmiş. “Varlıklı bir aileden değildik…” diyor. Bahri Tunçaylı onun yüzlerce diplomasının olduğunu, ulusal […]

… ‘Derler ki çok eskiden bir Tanrı, yarattığı dünyanın çamurundan bir insan vücuda getirmek istemiş, adama soluk ve hayat vermek içinse burun deliklerine üflemiş.’… ‘Tarihin başladığı ilk günden itibaren çamura şekil verme becerisinin yaradanın tekelinde kalmadığı, onun yarattıklarına da geçtiği bilinmektedir. Tabii Tanrı kullarının yaptıkları nesneye hayat verecek nefesi yoktur. Dolayısıyla, fırından çıkan nesnelere renk, […]