Deniz insanlarının hepsi cömert Denizler, denizler doldurdu beni Denizler mavi, denizler lacivert                                                              Deniz insanlarının gönlü gani /Ümit Yaşar Oğuzcan Kefkenli balıkçılar ağları hazırlamış bekliyorlar. Açık deniz dalgalıymış biraz. Biz de limandayız. Pazar gezmemiz, Kefken, Kerpe, Kesecik. Ormanda çok iyi bildiğimiz mantarlardan topladık. Birkaç ‘kare’ de fotoğraf çekelim diyoruz. Hava bulutlu. Renkler güneşli bir […]

Sabahın seherinde ayağa dikti beni! Kim mi? Kestane Karası! “Bu sene artık şu Karadeniz Eylülünün tadını çıkaralım canım!” dediğimizden beri her haftasonu buradayız. Bu kez sözümüzü tuttuk. Balık partisi varmış akşam, sosyal tesiste. Hazır sofra, oh ne iyi!  Atladık denize. Harika! Karadeniz’in en durgun, en berrak hali. Palamutlar mangalda pişerken biz, sitenin son kalanları diziliyoruz uzun […]

  “Biz Türkler gibi seyahat merakı az olan bir kavim için Evliya Çelebi, ne önceli ne ardılı olmayan bir istisnai dâhidir.” diyor İlber Ortaylı. Okullar açıldı. 16 milyon öğrencisi ve 600 bin öğretmeniyle… Bir şeyi çok merak ediyorum: 2011 yılının, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü oluşu ve UNESCO tarafından Evliya Çelebi Yılı olarak […]

Demokrasi… İnsanlığın ortak aklının, vicdanının, bugün için en akla yakını budur, dediği yönetim biçimi… Çağdaş Türkiye’nin birer bireyi olarak görevimiz, onun ayakları üzerinde durma çabalarına destek vermek ve hepimizin ortak kararlılığı da bu ülkeyi çağdaş ülkeler düzeyine yükseltmek olmalı. Laikliği tartışıyorlar hâlâ, şaşıyorum… Demokrasinin birinci koşulu olan laikliği… Bu ülkede doğdum; okullara gittim, yaşadım… Çocuklarım […]

Ne güzeldi her şey başlangıçta. Güller… Baharın çılgın gülleri… Biraz sabırlı olsalar ya! İşi gücü bırak beni seyret diyordu sanki her biri. Kokla, içine çek; rengimi, güzelliğimi öv… Haklıymışlar… Bir yağmura bakıyor, dökülüp gidiyor; siz kesip vazoya koymaya kıyamazken… Sonra günlerce, haftalarca yağdı… Bıktırdı. Sonra o da bitti. Neredeyse iki aydır, bir iki küçük serpinti […]

Kovan denen şu sevimli nesneyi biz hep doğada görmeye alışmışız, değil mi? Ama işte, Paris’in ünlü Şanzelize (Champs Elysées) Bulvarında kovanlar! Rengârenk çiçek açmış şu bin bir çeşit şifalı bitkinin ortasına yerleştirilmişler… Öte yanda da kocaman bir bal peteği ve üzerinde binlerce arı. Arılar serbest değil tabii. Petek, camdan bir kafes içinde duruyor. Çevresini de […]

Adapazarı’nda gençler arasında uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaştığını; hatta bunun ilköğretim yaşına kadar indiğini duyardım. İnsan bunun doğru olabileceğine ihtimal vermiyor. Yalan ya da abartı gibi geliyor. Ama gözümle görünce inandım. Bitişiğimizdeki okulun top sahasının bulunduğu duvardan bahçemize zaman zaman savurulan pet şişelerin yerini şimdi; sıkılmış bali tüpleri ve bali koklanmış naylon torbalar aldı! Hem de onlarcası […]

Kadın yerine bayan demek pek moda! Kadınlar siyasetçi, yazar, öğretmen, yönetici, doktor oluyor da bu unvanların başına ‘kadın’ gelince pek kibar sayılmıyor nedense! Kadına saygıdanmış…  Ne kadar zorlama bir saygı o öyle! Ne demek canım; anlı şanlı bir sözcüktür ‘kadın’. Sizi dünyaya getiren kişi, anneniz kadın değil de bayan mı? ‘Kadıncağız…’ diye söz ettiğinizde sevgi, […]

‘Cittaslow’ yani ‘Sakin Şehir’ olmak Taraklı’ya çok yakışacak! İlk adım atılmış ya arkası gelir… Diyeceksiniz ki “Taraklı zaten sakin bir şehir”… Doğru. Ama Adapazarı da öyleydi… Daha birçok şehrimiz de bir zamanlar öyleydi. Oysa şimdiki kentler insanı eziyor. Buralarda insanlar gitgide tektipleşiyor. Böylece bir şeylere yönlendirilmeleri de kolaylaşıyor. Çoğunlukla da tüketmeye tabii… Yaşadıkları şehirden beslenemedikleri […]

  “Yavaş Pişir Yavaş Ye” Adapazarı’nda yepyeni bir oluşum, ama kendine öyle çabuk taraftar buldu ki. 10 Aralık 2009, Perşembe günü ilk buluşma… Mevsim kış. Sonra uzun bir ara… Ve 14 Temmuz Çarşamba, yaz buluşması… Mevsim yaz. Şehir merkezindeki bir restorandayız. 70-80 kişi oluverdik yine. Ne mangal var ne karavana… Herkes arkadaşıyla, eşiyle ve yemeğiyle […]

 Son yıllarda Alzheimer, demans gibi beyin hastalıkları o kadar arttı ki… Kendi gözlemlerime dayanarak televizyon dizilerinin, özellikle orta yaş ve üstü kadınlarda olumsuz etkiler yarattığına inanıyorum. Hastalık sinsice, yavaş yavaş ilerliyor ve belirtileri kolaylıkla gözden kaçabiliyor… Amerika’da yapılan bilimsel bir araştırma beni haklı çıkarttı. Araştırma sonuçlarına göre yaşlı kadınlar arasında en çok izlenen televizyon […]

Karasu Yenimahalle’de çöplükte açan zarif, narin kum zambaklarını yazacaktım sabah kalkınca… Geçen hafta fotoğraf çekmek üzere Karasu’ya gitmiştik. Yenimahalle, Sakarya Nehri’nin denize kavuştuğu yer… Kumsal burada içerilere doğru alabildiğine genişliyor, kum zambakları ve diğer kum bitkileri için olağanüstü bir yaşam alanı oluşturuyordu. Ancak görünen, dalgaların yığdığı binlerce pet şişe ve her türlü atığın yarattığı acıklı […]

Ünlü bir meydan… Ünlü bir pastane… Önündeki kaldırıma sıralanmış minik masalarda oturuyoruz. Köşede, iyi giyimli, kibar görünüşlü bir bey elindeki kitabı okuyor. Emeklilik günlerinin tadını çıkarıyor belli ki. Aynı yaşlarda iki hanım da başka bir masada sohbet ediyorlar. Birazdan kalkacaklar, kalkarken o beyle selamlaşacaklar. Kahvelerimiz geliyor. Birer de pasta… “Milföy” ısmarlıyorum ben. Öğrencilik günlerimde bir […]

Süleyman Demirel, Başkent Üniversitesi Mezuniyet Töreninde kürsüye çıktı. Üniversitenin kurucusu ve rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal için dokunaklı sözler söyledi. 400 küsur günden beri tutukluydu Haberal. Ancak, o bir yıldızdı; güneş ve ay tutulurdu ama gökteki yıldızların tutulduğu görülmüş müydü? Uğradığı bu büyük haksızlığa ve değerbilmezliğe karşın yıkılmayacaktı. Büyük alkış aldı Demirel’in sözleri. O, hem […]

  “Uluç Ailesi, üç kuşaktan beri Adapazarı’nda çömlekçilikten ekmeğini kazanıyor. Hasbi Amca, oğlu Muharrem ve torunu Ümit…” Böyle yazmışım… Ama artık Hasbi Amca yok… Onu kaybettik… 2005 yılı Aralık ayında bir söyleşi yapmıştık onunla. Karasu-Kaynarca yolu üzerinde, Dağdibi Mahallesi’ndeki atölyede… Sanki dün gibi! Oysa beş buçuk yıl geçmiş… Demişti ki: “Gözümüzü yumduk, bitti… Seksen küsur […]

  Frigya… Kral Midas’ın ülkesi… Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Seyitgazi dörtgeninde yer alan Frigya pek bilinmez, o yüzden de görenleri çok şaşırtır. Özellikle de Midas Anıtı, yani “Yazılıkaya”… Frigler M.Ö. 1200’lü yıllarda, Trakya’dan Anadolu’ya gelmişler. Bu bölgede göçebe olarak yaşamışlar. M.Ö. 750’li yıllarda güçlü bir krallık kurmuşlar. Üzerinde yaşadığımız toprakların eski sahiplerini ve onların mirasını şöyle […]

İstanbul’a gidiyoruz… Acelemiz var, yemek yemeye vakit bulamamışız, bir şeyler atıştırmamız lazım… Tuzla yakınlarında otoyol kıyısındaki bir tesiste duruyoruz. Aksilik bu ya tam da önümüzden iki otobüs gelmiş. Otobüsler bir anda boşalıyor. Yolcular, adamakıllı kapalı, örtülü kadınlarla sakallı, değişik giyimli adamlar… Alışamadığım bir görüntü… Ben önce yemek kuyruğu olur diye kaygılanıyorum ama gerek kalmıyor. Kadınlar […]

Adapazarı küçük, şirin, kendine özgü güzellikleri olan bir şehirmiş. Adapazarı’nda doğup büyümediğim için ben yetişmedim o günlerine… Biz yaştakilerin çocukluk, ilk gençlik yıllarında yavaş yavaş kaybolmaya başlamış bu güzellikler… Anlatanlardan, yazanlardan biliyorum yalnızca. Necati Mert’in “Kapıdan İçeri Girmek”adlı yazısını çok beğenirim. İçime dokunur her okuyuşumda. Adapazarı’nı öyle bir sevdirir ki insana… Aynı adlı kitabındaki diğer […]

Sabah sabah insanı dehşete düşüren haberler… Televizyonda değil, gazetelerde bir çırpıda görüverdiklerim bunlar… Denizli’de 20 yaşında bir kadın, kocasını bıçaklayarak öldürmüş! Öldürme nedeni şu: Kadın, Anneler Günü’nde kayınvalidesine ve kendi annesine birer eşarp almış; kocası da demiş ki “kendi annene kalitelisini, benim anneme kötüsünü aldın!”… Anne hapishaneye, baba mezara… Ya 3 aylık masum bebek? Başka […]

Senenin bir günü annelere adanmış, bir günü de babalara… “Tüketim toplumunun dayatmaları, kalıpları bunlar…” türünden eleştiriler kanıksandı, kimse aldırmıyor. Evladını yitirmiş ana babalar, annesini ya da babasını yitirmiş çocuklar, çocuk sahibi olamamış kadınlar üzülür demenin de faydası yok. Hepimiz kapıldık gidiyoruz işte… Gazeteler, dergiler, tüm medya çalkalanıyor. Anneler günü geldi yine… Mayıs’ın ikinci pazarı… *** […]