“Hatırlıyorum da eski günleri bazen…”


Ilık bir sonbahar öğleden sonrası, eşimin halası Zehra Hala’yla bizim bahçede oturuyoruz. Onun evi de aynı sokakta, biraz ötede… Sohbeti sıcacık, çevresine hep olumlu duygular yayan bir insan. Seksen yılda neler görmüş geçirmiş; her insan gibi acılar, üzüntüler de… Sık sık attığı kahkahaları, hayata sımsıkı bağlılığındandır, biliriz.

Doğduğu ev bu bahçedeymiş. Evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış; hep bu mahallede… Eski günlerin anılarına dalıyor, gözleri buğulanıyor; sanki yeniden yaşıyor bir bir…

***

— Hatırlıyorum da eski günleri bazen, ay! ne kadar güzel vakit geçirirdik biz! Hiç üzüntü yoktu. Hakikaten. Niye üzüntü yoktu o zaman, bilemeyeceğim. Herkes mutluydu. Hastalık da yoktu, çok azdı. Şimdi bakıyorum da her evde bir hastalık!.. Bolluk, bereket vardı. Hiç sıkıntı çekilmiyordu. Herkesin evinde, her şey bol bol vardı. Nüfus az olduğu için… Bir kere, para sıkıntısı yoktu hiç.

Benim çocukluğumda, annem yemeği kömür maltızında pişirirdi. Bir maltızımız vardı, bir de mangalımız. Acele yemeği maltızda yapardı. Mangala da ateşi doldururdu, ağır ağır pişecekleri oraya koyardı. Kahve hep mangalda yapılırdı. Nasıl güzel olurdu o kahve! Yemek pişer; ondan sonra o mangalı açarsın şöyle, içine patatesleri koyarsın, üzerine de közleri…

Ben çocuktum, Bulgaristan göçmeni bir kadın vardı evde. Ben ona nene diyordum. Hatice Nene… Patates ayıklamaya ameleler gelirdi bahçeye. Hatice Nene’m başlarında dururdu. Bir ateş yapar, kocaman bir tencereye patatesleri doldururdu. Ama onların kenara ayırdığı patatesleri ayıklar, onları koyardı. Ziyan etmezdi. Pişerken mis gibi kokardı o patatesler! Annemle giderdik, amelelerle beraber biz de yerdik. O kadar lezzetliydi ki! Hormon mu vardı o zaman!

Aşure nasıl yapılırdı eskiden?

— Muharrem ayının, yani eski ‘gök ayı’nın onunda, aşure başlar pişmeye… Muharrem ayı çıkıncaya kadar sürer. Ama ayın onunda yapmanın çok büyük sevabı olduğuna inanılır. Kocaman kazanlarla pişer, içine muhakkak on bir türlü yiyecek atılır. Kazanda kaynar, kaynar, kaynar…

Anneniz mi pişirirdi?

— Tabii… Gelirdi annem, kazanın “başucunda” bir yasin okurdu. “Bereketi olur,” derdi. Sonra da üzerine, şöyle bir gülsuyu ekerdi. Ve kazanın kapağını kapatırdı. Odunları da çekerdi altından. Sonra kapağı kaldırır, kapağın suyunu bir tabağa alırdı. O sudan herkes parmağıyla gözlerine sürerdi. Şifa diye. Hepimiz şifa niyetine sürerdik gözlerimize. Ama biz inanıyorduk buna. İnanırdık tabii… Kaç çeşit şey katıyorsun içine, emek sarf ediyorsun. Allah rızası için yaptım, diyorsun. Bereketini versin, diyorsun… Sonra sonra kazanlar küçüldü, tencerelere dönüştü.

Dağıtması nasıl oluyordu, bir kazan aşurenin?

— Kendi kısmetini bir tencereye ayırdıktan sonra komşulara dağıtıyorsun.

Ablamın kayınvalidesi vardı: Hacer Teyze… Onlar da koskocaman bir kazanla pişirirlerdi bahçede. Dağıtılacak insan o kadar çoktu ki… Hacer Teyze’nin büyük bir çinko kabı vardı. Aşureyi kazandan çinkonun içine alır, kepçeyi de koyar, kapı kapı dolaşır, dağıtırdı. Kalabalık aileysen üç kepçe, bir kişiysen bir kepçe koyardı. (Burada kahkahayı basıyor Zehra Hala!) Kovası boşalınca gelir, kazandan tekrar doldururdu. Haydi, arka mahalleye! Çok dağıtırlardı canım onlar! Ama bu kadar kalabalık yoktu ki evladım; apartmanlar yoktu, evler de seyrekti.

Hıdrellezde kırmızı kırmızı kumaşlardan ufacık keseler yapardık. İçlerine para koyardık. Diyelim yarın sabah hıdrellez, biz akşamdan bahçedeki gül dalına asardık. Sonra o para, bir dahaki seneye kadar senin cüzdanında dururdu. Herkes yapardı bunu. Hızır’ın bolluk, bereket yağdıracağına inanılırdı ve hakikaten de para hiç eksik olmazdı.

O zaman her şeyi inanarak yapıyorduk. İçimizde bir kuşku olmuyordu. Güveniyorduk. Aa tabii, diyorduk; bu böyle olacak, benim şansım açılacak… Hiç kimsede kötülük yoktu. Herkes birbirine iyilikle karşılık veriyordu.

***

Eski günlerden neler neler anlatıyor daha… Eski arkadaşlar, ortak anılar… Ne mutlu! Zaten herkesle arkadaş Zehra Hala.

Artık o sorunun yanıtını aramıyor, belli… “Niye üzüntü yoktu o zaman, bilemeyeceğim.” demişti ya…

11/11/2008

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.