Herkes Öğrenebilir!

Bir süredir kendime ve sizlere, ilkyardımın hayat kurtardığını; her an, hepimizi tehdit eden sakatlanmaları, yaralanmaları önleyebildiğini hatırlatmaya çalışıyorum… Bizim toplumsal özelliğimiz, çabuk unutmamız… İlkyardımın önemini kavrasak da bunun eğitimini almaya ve vermeye sıra gelince, önceliklerimiz arasına giremiyor. Zorunlu olanlar dışında…

Çarpıcı bir örnekle sarsılıyoruz ancak. Biraz dövündükten sonra yine unutuyoruz.

Demek ki bize bıkmadan hatırlatmak gerekiyor.

Köşe yazılarıyla nereye kadar götürebilirdim ki! İlkyardım haftası da mayıstaydı… Mayısı bekleyemedim ve gazetemizin yöneticilerine düşüncemi açtım. İçtenlikle onayladılar. Neler yapılabileceğini konuştuk. Bizim Sakarya Gazetesi olarak bu toplumsal sorumluluğu üstlenmede öncülük etmeliydik…

***

İlk bilgilendirme Ada Tıp Hastanesi doktorlarından acil tıp uzmanı Sayın Uğur İpeksoy’dan geldi. Kendisi yazımı okuduğunu söyleyerek Ada Tıp’ın zaten böyle bir çalışma içinde olduğunu müjdeledi. İlimizde uluslararası standartta ilkyardım eğitimi verecek bir birimi kısa sürede hizmete sokmayı planladıklarını, görüşmelerin son aşamaya geldiğini söyledi.

Gazetemiz temsilcisi ve yazarı Sayın Özgür Arık’la birlikte kendisini ziyaret ettik. Arkadaşımız Yeşim Sarıer hastaydı, bizimle gelemedi. Aynı zamanda Sakarya Tabip Odası Başkanı olan Uğur İpeksoy, aynı konu üzerinde buluşmamıza sevindiğini söyledi ve şöyle sürdürdü konuşmasını:

Güncelle uğraşmaktan, asıl insana yönelik olan bu tür yatırımları unutuyoruz. Bunlar aslında gelişmiş toplumların çok önem verdiği konular… Hemen hemen her evde sertifikalı eğitim almış insanlar var. Bir trafik kazası, bir ev ya da iş kazası olduğunda, herkes en azından ne yapmaması gerektiğini biliyor ki bu da çoğu zaman hayat kurtarır. Trafik kazalarında ilk beş dakikada bir şey yapamayız belki, ama ilkyardımla o insanların en az yarısını kurtarma şansımız var. Veya yanlış bir şey yapmakla o insanları öldürme ya da sakat bırakma olasılığımız da var.

— Yaralananların durumundan nedense hiç söz edilmez!

Onlar istatistiklere girmezler. Ama bakılması gereken insan sınıfına giriyorlar. İşin insani boyutunun dışında sosyal ve ekonomik boyutu da var yani.

İlkyardım eğitimine gelince… Çok fazla kâr getirecek bir iş değil belki, ama çok ciddi anlamda toplumsal faydası olan bir iş. Ada Tıp olarak Sakarya’daki insanların ilkyardım eğitimi konusunda bizim de bir katkımız olsun istiyoruz. Vereceğimiz eğitim, sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi Sağlık Bakanlığı’ndan eğitimci sertifikası almış, mekânıyla ve donanımıyla sertifika verebilecek düzeyde bir eğitim olacak.

— Bu projenizin gerçekleşmesi ne kadar sürer?

İşin belirli bir prosedürü var ama bir aydan fazla süreceğini sanmıyorum. Bazı işyerleri şimdiden soruyor. Ağır ve tehlikeli işler değilse o işyerindeki 20 kişiden birine sertifikalı ilkyardım eğitimi aldırma zorunluluğu var. Ağır ve tehlikeli iş yapılıyorsa da 10 kişiden biri almak zorunda.

Vatandaşlarda da bir kulak dolgunluğu olmasını sağlamak açısından, belki daha sonra televizyon programları, gazete ilanlarıyla veya billboardlarla böyle bir yer açtığımızı duyuracağız.

— Bu temel eğitim insanı güvenle yaşam desteği verecek duruma getiriyor mu?

— Vatandaşa 2 gün süreyle 16 saatlik uygulamalı bir eğitim veriliyor. Bu iş için yetişkin, çocuk ve bebek maketleri var. Bunun uzmanı olan eğitmen doktorun eşliğinde, ekipmanlarla olay mahalli yaratılarak, defalarca yineleyerek öğreniyorsunuz. Bir kursta bir eğitmene düşen öğrenci sayısı 10 kişiyi geçemiyor. Sağlık Bakanlığı’nın koyduğu böyle kriterler var. Sağlık Müdürlüğü gözlemci göndererek denetliyor.

Eğitimin belli aralıklarla yinelenmesi gerekiyor değil mi?

— Tabii! Bu tür sertifikaların geçerliliği zaten 3 yıl. Bir-iki yılda bir, her şey değişiyor çünkü. Ben de bir ilkyardım eğitmeniyim. İlkyardım uygulamaları zaman içinde değişiyor. Örneğin bundan 6-7 sene önceki kalp masajı uygulaması ile şimdiki uygulama çok farklı. Dünyadaki bu gelişmelere ayak uydurabilmek ve kendi formasyonumuzu devam ettirmek açısından bizler de bu eğitimlere katılıyoruz.

— Uğur Bey, kritik noktalardaki personeli belli bir oranda eğitim grupları içine katarak ücretsiz eğitmeyi düşünebileceğinizi söylemiştiniz ilk görüşmemizde…

— Şöyle denebilir; ilkyardım eğitimi sınıfında belli bir kontenjanı, şimdilik rakam vermeden, örneğin toplumdaki öğretmenlere, polislere… ayırabiliriz. Bu oranı koşullara göre belirleyeceğiz daha sonra…

— Evet, daha fazla sorumluluk yüklendiklerinden onlara öncelik verilmesi gerekir.

— Benim çocuklarım okula gidiyor. Orada düşse bayılsa ya da kafasına bir şey düşse, boynunu incitse, ben oraya gidene kadar belli bir süre geçecek. İlk müdahaleyi öğretmeni yapacak, öyle değil mi?

— Çocuğa ilkyardım bilinci kaç yaşından sonra verilebilir?

— On iki yaşından sonra verilebilir. Bu yaştan itibaren biz bir çocuğa, en azından yapılmaması gerekenleri öğretebiliriz. 112’yi çağırmasını, telaşlanmamasını, ağzını açık tutmasını öğretsek bile yeter. 12 yaş altına zor tabii. Onlara da ilkyardıma muhtaç olacak duruma düşmemeleri konusunda eğitim verilebilir. Okullara da gidilebilir.

— İlkyardım nedir, acil yardım nedir, açıklar mısınız? Bazen karıştırılıyor da…

— Onların ilki temel yaşam desteği, ikincisi de ileri yaşam desteği aslında…

İleri yaşam desteğinde ekipman ve ilaç kullanımı var. Orada sağlık personeli giriyor devreye. Şunu söyleyebilirim: Temel yaşam desteği daha önemli… Yani temel yaşam desteğini veren kişinin, biz gelene kadar yapılması gerekenleri yapması… Örneğin bir insanın kendi diliyle boğulabileceğini biliyor muydunuz? Bilincinizi kaybettiğinizde sırtüstü yatırıldıysanız diliniz geriye düşer. İnsan korkudan bile bilincini kaybedebilir. Sırtüstü yatırırsanız boğulur. Tek yapacağınız, başı yana çevirmektir.

Bunları uygulamak için sağlık personeli olmak gerekmiyor. Basit şeyler… Herkes öğrenebilir. Ama anlatmak lazım… Yemek yerken boğazınıza bir şey kaçtı diyelim. En hızlı ambulans sistemi bizde, ama Adapazarı’nda en yakın yere ulaşmamız beş dakika sürer. Bir insanın da solunum durmasına dayanabileceği süre 5–6 dakikadır. İlkyardımın önemi burada…

Bazen bu tür şeylerle karşılaşıyoruz. Yüzde yüz kurtaracağınız basit manevralar vardır ilkyardımda… Şunu yapsaydın kurtulurdu demiyoruz tabii insanlara, çünkü vicdan azabıyla yaşayacak sonra… On küsür yıldır bu işi yapıyorum; binlerce nöbet tutmuşumdur. Bunun gibi şeyler çok var…

Ada Tıp’tan ayrılırken Dr. Uğur İpeksoy’un son sözleri, buluştuğumuz ortak noktayı çok güzel özetliyordu:

“Samimiyetle söylüyorum; bizim bu konuya bakışımız şöyle: Bu en azından bir ticari iş, üstelik benim projem. Kuruma zarar ettirmesini istemem… Ancak, maddi kazancımızın çok ötesinde, topluma bir fayda sağlıyorsa ne mutlu bize…”

***

Bundan böyle Bizim Sakarya Gazetesi, ilkyardımın öneminin Sakarya halkına anlatılması ve ilkyardım eğitiminin ilimizin öncelikleri arasına katılması için çaba harcayacak. Kararımız uyarınca, kamu ve sivil toplum kuruluşları ve özel kurum ve kuruluşların bu konuyla ilgili her türlü girişimlerini haber, röportaj ve fotoğraflarla sürekli destekleme, gündemde tutma sözü veriyoruz. Sakarya halkını da duyarlı olmaya çağırıyoruz. Başınızdan geçen ve ilkyardım eğitimi eksikliğinden doğan üzücü örnekler varsa paylaşmak isteyebilirsiniz; önerileriniz olabilir. Bunları bildirmek için e-posta adresimiz: tamayacikel@yahoo.com, telefon numaralarımız: 277 15 00 – 01

10/01/2008

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.