Adalar Arasında (2): SANTORİNİ


IMG_2129

Güzel bir feribot yolculuğundan sonra, saat 18’e doğru, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki Kiklad Adalarından Santorini’’ye varıyoruz. Bizi burada tur görevlisi karşılıyor. Görevlinin taşıdığı pankartta adımız yazıyor, ama şöyle: Acikelis!

Şaşırtıcı bir coğrafyada, minibüsle, bitmeyen bir tırmanış… Otelimize geliyoruz. Fira’ya, yani adanın merkezine yakınız. Eşyamızı bırakıp hemen çıkıyoruz.

 

 

Böyle bir oluşum dünyada yok. Milattan önce 1700’lerde büyük bir volkanik patlama olmuş ve adanın ortası sulara gömülmüş. Önceden tek bir adaymış, şimdi beş adadan oluşan bir adalar kompleksi… İkisi volkan adası ve kapkara; günümüzden elli altı yıl öncesine, 1950’deki son patlamaya kadar süren çeşitli patlamalar boyunca ortaya çıkmışlar.

Biz ana adada (Thira) kalıyoruz. Yüzölçümü 73 kilometrekare ve hilal biçiminde. Gemiden görünüşü ilginç: Liman tarafı dimdik kayalık. Yerleşim ancak kayaların tepesinde ve bembeyaz yapılar, tepelere kar yağmış görüntüsü veriyor. Diğer tarafta yemyeşil bağlarla kaplı yamaçlar ve kıyıda geniş düzlüklerde birbirinden güzel yerleşimler ve plajlar var. Buraları daha sonra, adayı gezerken görüyoruz.

Fira’da kalabalığa karışıyoruz. Bir pastaneden çok lezzetli çörekler ve içecek alıp bize gerçeküstü gibi gelen bir manzaraya karşı keyifle yiyoruz. Aşağıya, eski limana inen beş yüz basamak var. Bulunduğumuz yüksekliğe bu yolu kullanarak tırmanmak da bir seçenek. Hava bu kadar sıcak olmasaydı düşünülebilirdi… Minik sinekler bulut gibi… Yürürken üstünüze yapışıyor…

İnsan bu kadar yüksekten baktığına inanamıyor. Kayalık ve çok dik olduğundan, yükseklik abartılı yansıyor göze… Kocaman, kızıl tüylü bir köpek, turist kaynayan bir noktada, uçurumun kenarındaki duvara sakin bir sıçrayışla tırmanıp oturuyor. Önce Japonlar, sonra biz ve diğerleri anında toplanıyoruz. Fotoğraf karelerinde yer almaya alışık; hiç istifini bozmuyor.

IMG_5183

Santorini’deki ikinci günümüzde araba kiralayıp adayı çepeçevre dolaşalım diyoruz. Deniz faslından asla vazgeçemiyoruz. Kırmızı renkte, çok yüksek kayalarla çevrili ünlü plajı Red Beach’in uzaktan fotoğraflarını çekmekle yetiniyoruz. Bir sonraki plaj Kamari… Kumsal boyunca şemsiyeler, şezlonglar dizilmiş… Kumu gri renkte… Bir yanardağ adasına da bu yakışır! Deniz, yine olağanüstü güzel!

santorini2

Arka sırada lokantalar uzanıyor… Madam İrini yanık sesiyle şarkı söylüyor yemek yiyen müşterilerine… Başında hasır şapkası, önünde beyaz önlüğü ve güleç yüzüyle… Kara, yas elbiseleri var sırtında… Burada yaşamış ve yaşlanmışlığının öyküsünü, lokantanın içinde, duvarlara asılmış fotoğraflardan öğreniyoruz. Kucaklaşıyoruz ayrılırken…

Megalohori… Daracık sokakları ve beyaz badanalı, kübik evleriyle şirin bir köy. Geleneksel köy yerleşimi ve yaşamının tanıtımı için bu köy örnek seçilmiş. Bağcılık, şarapçılıkla geçinen aileler var burada. Birinin (Gavalas) kapısını çalıyoruz. Ailenin genç üyesi, üniversite öğrencisi Sotirios bize bilgi veriyor. (Büyükannesinin mübadelede Kayseri’’den gelmiş olduğunu söylüyor.)

IMG_2146 IMG_2144

Şaraplarıyla ünlü Santorini’de yağış az ve de rüzgârı sert esiyor. Buraya özgü bir yöntem geliştirmiş Santorinililer. Asma kütüklerini yuvarlak bir form vererek buduyorlar. Böylece meyve, olgunlaşma döneminde merkezde kalarak sert rüzgârlardan korunmuş oluyor. Yaz aylarında denizden gelen sis, hafif bir yağmur etkisiyle Santorini şaraplarının kalitesini yükseltiyor. Toprağındaki lav, kül, kireçtaşı vb. karışımların da bunda katkısı büyük.

Akşama doğru şehre dönüyoruz.

Akşam güneşinde manzara nefes kesici… Ön planda, masal ülkesi izlenimi veren bir beyazlık, kubbeler, gözü oyalayan özenli ayrıntılar; arka planda Ege’nin uçsuz bucaksız maviliklerine uzanan adalar… Oia (okunuşu, İa)’da günbatımı ayinini kaçırmayın deniyor; biz de herkesin gittiği yöne, batıya yöneliyoruz. Gerçekten de bir ayin havası var burada; nereye baksak Japonları ve diğer insanları yüksek noktalarda toplanmış görüyoruz. Günbatımı fotoğrafı çekmeye hazırlananlar arasında biz de varız, ama değişiklik olsun diye, biz günbatımını izleyenleri çekeceğiz. İlginç görünüyor bu fikir. Birbirimizden ayrılıyoruz… Herkes kendi havasında; biz de dahil…

11060026

Törenin her gün tekrarlanması bir hoşluk, doğrusu… Adaya ve özellikle Oia esnafına getirisi yüksekçe olan bir hoşluk! Dükkânlarda çok kaliteli, şık ürünler ilişiyor gözüme. Seramik, cam işçiliği örnekleri, yağlıboya tablolar gibi sanatsal ürünler de incelenmeye değer, ama yorgunluk ve açlık ağır basıyor…

Gece otele dönerken birkaç fotoğraf daha çekmeyi ihmal etmiyoruz.

Feribotumuz sabah 07’de kalkacak. Limana götürecek minibüs 5.30’da alacak bizi. Otelde kalan gürültücü bir grup yüzünden doğru dürüst uyuyamıyoruz. Limanda gündelik telaş başlamış bile…

Feribotumuz bizi başka bir Kiklad Adasına, Naxos’a götürecek…

Daha çok fotoğraf için bakınız:

http://www.arsivfotoritim.com/yazi/tamay-acikel-ve-i-arzu-acikel-santorini/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.