Bir Merhaba Demek İstemiş!

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” tüm dünyada kutlanacak. Ayrıca, hafta boyunca etkinlikler düzenleniyor. Peki ben ne yazayım, diye düşünürken komşum aradı. Annem için başsağlığına gelmek istedi. İşte, dedim kendi kendime; anlatmaya değer bir kadın!

– “Bekliyorum, buyurun.”

Onunla ilk tanışmamızı hatırladım… Balkonda çamaşır asıyordum. Karşı balkondan bir kadın bana sesleniyor gibi geldi, baktım… Yoldan geçen arabaların gürültüsünden sesini duyuramıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ne hoş; meğer beni balkonda görmekten çok mutlu olmuş, bir merhaba demek istemiş! O günden beri, dile kolay, yirmi yıl geçmiş…

Merdivenleri güçlükle çıkabildi. “Tırabzan varsa kolay… Biraz uzun sürüyor ama çıkıyorum…” dedi. Bastonunu kapının yanına bıraktı, koluna girdim. En yakın koltuğa dikkatle oturdu.

Komşum kendini nasıl koruyacağını çok iyi biliyor. O konuda çok ciddi ama gülerek anlatıyor yaşamındaki zorlukları ve onlara bulduğu çözümleri…

– “Yürürken cebimdeki anahtarı sıkı sıkı tutuyorum. Neden biliyor musun? Bir yere tutunduğumu düşünüyorum. Güven veriyor.”

Hep güler kendi hallerine. Hastalığını konuşmaktan çekinmez. Yokmuş gibi davranmaz; unutmaya, unutturmaya çalışmaz.

– “Baş dönmesiyle başladı… Tansiyon ölçtürüyorum, yok. Kulaktan mı? Değil. Sana bakıyorum, çift görüyorum ama gözden de değil…  Doktor doktor gezdim… Nörolojiye gittim sonunda. MR çekilince… çıktı.”

Hastalığının adı “Multiple Skleroz”. Kısaca MS. Beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık… Yaşamın en verimli çağında, 20 ile 40 yaş arası ortaya çıkıyor. Beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrolünü etkiliyor. Nedeni bilinmediğinden önlenemiyor. Tamamen tedavi edilemiyor. Belirtileri hafif ya da ağır olabiliyor. Yavaş ya da çok hızlı ilerleyebiliyor. Felç gelebiliyor.

***

Önce kortizon kullanmak istememiş, direnmiş; ama seçme şansı yok ki. Bugün için tıbbın yapacağı, hastalığın ilerleyişini belli bir ölçüde yavaşlatmak, o kadar… Şaka gibi!

– “Kabullendik; geçmesi yok! Pamuk ipliğine bağlı hayat… Kendi kendine bir hastalık geliyor buluyor seni; bir daha da gitmiyor… Grip olmayacaksın dedi doktor. Kendimi çok koruyorum. Her işimi yapıyorum ama… yavaş yavaş. Çamaşır, ütü, yemek, bulaşık… Çok iyimserim ben… Çok gayretliyim, sabırlıyım…” diyor. Eşi de çok iyi bir insan… Bu iyimserlikte onun desteğinin büyük payı olmalı.

Komşumla sokakta karşılaşırız bazen. Koluna girerim; konuşa konuşa yürürüz… Aydınlık bir yüzü vardır. Hep çabuk çabuk konuşur. Neşelidir, bakımlıdır. İçim açılır. İyi görünmek için küçük çabalar harcamaya değer bulur hayatı. Bu arada sessiz sedasız iki erkek çocuk yetiştirdiğini de unutmamalı.

***

‘Kadınlar Günü’nde ‘beylik laflar’ etmek gelmiyordu içimden… Neye yarayacaktı ki? İçimizden bir kadını ve onun hastalığını kabullenip yaşama tutunuşunu anlattım…

Bu şehrin sokaklarının yayalarla barışık olmadığını zaman zaman yazıyorum. Hele bedensel güçlükleri olan insanları, çocukları, yaşlıları bekleyen ne tehlikeler var. İşte bunları yılmadan, her vesileyle anımsatmak lazım!

04/03/2010

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir Cevap Yazın