Başka Bir İstanbul: Fener-Balat


SAGÜSAD (Sakarya Güzel Sanatlar Derneği) olarak kültürel gezilerimize bir yenisini ekliyoruz. Bugün Haliç’teyiz.

Adapazarı’ndan 7.30 da otobüsle yola koyulduk. İstanbul’dan bize katılanlar ve rehberimizle Kadir Has Üniversitesi’nin önünde buluşuyoruz. 50 kişiden fazlayız. Rehberimiz Elif Toprak, sanat tarihi öğrenimi görmüş, tam anlamıyla “ateş gibi” bir genç hanım. Konusunu bilmenin çok ötesine geçmiş artık. Geniş bir açıdan bakarak yorum yapacak kadar tarihe meraklı. Bıraksak bir anlattığını bir daha, bir daha anlatacak. Bıkarız diye anlatmıyor. Kendini zor tutuyor.

Cibali Tütün Fabrikası, restore edilerek Kadir Has Üniversitesi’ne dönüştürülmüş. Anılar, sonsuz bir değerbilirlikle sergileniyor burada. Çeşitli objeler ve siyah-beyaz fotoğraflar… Fabrikanın çalışanlarını görüyoruz fotoğraflarda. 1900 yılında çekilmiş çoğu… 1500 kadın çalışıyormuş, 662 de erkek.

Fabrika, sosyal ve ekonomik bakımdan büyük bir değişim yaratmış bölgede. Kendi içinde kurumlarını oluşturmuş. Hastanesi, polisi, okulu, bir yangın birimi, sosyal tesisi, bakkalı, lokantaları, sendikasıyla, yabancı sermayenin yönettiği küçük bir şehir gibiymiş. Osmanlı’nın ekonomik ve mali bağımsızlığını yitirdiği o pek acıklı dönemde, Fransız Reji İdaresi devlet içinde devletmiş sanki. Fabrika, Cumhuriyetin ilk yıllarında Cumhuriyet Hükümeti’ne devredilmiş.

1884’te kurulan Tütün Fabrikası, yaklaşık yüz yıl sonra Kadir Has Vakfı tarafından restore edilmiş. Yapı, bir eğitim, bilim ve kültür yuvası olarak saygı uyandırıyor. Altındaki katmanlarda bir Bizans sarnıcı ve bir de Osmanlı hamam kalıntısı var. Bu bölümler, Rezan Has Müzesi’nin mekânını oluşturuyor.

Yağmur çiselerken Fener sokaklarına dalıyor kalabalığımız. Fener Rum Patrikhane kilisesinde kalabalık bir pazar ayinine tanık oluyoruz. Göz kamaştırıcı ışıklarıyla görkemli avizeler… İnsanı şaşkına çeviren bir ayrıntı zenginliği, bir şaşaa… Tütsü kokuları buram buram… İnsanlar törene gelirken bakımlı ve temiz…

Biz, böyle bir ortamda fotoğraf makinelerimiz ve kocaman sırt çantalarımızla dikkat çekiyoruz. “Flaş kullanmayın!” diyor görevli, önce… Sonra fotoğraf çekmeyi toptan yasaklıyor.

Osmanlı döneminde bu semtte yaşayan Rumlara “Fenerli Beyler” deniyor. Soylu ve varlıklı Rum aileleri yerleştiriliyor buraya. Taş konaklarda oturuyorlar. Devletin üst kademelerinde voyvodalık, elçilik, tercümanlık gibi önemli görevlere getiriliyorlar. Gayrimüslimlerle Türklerin yüzyıllar süren bir arada yaşamışlıkları, Osmanlı devlet yönetiminin incelikleriyle açıklanabiliyor ancak. “Evlerini Türklerin evlerinden büyük yapamasalar ve belki renk renk boyayamasalar da kendi özgün giysilerini giyebiliyorlar, ibadetlerini yapıyorlar ve şaraplarını içiyorlardı.” diyor Doğan Kuban, “İstanbul-Bir Kent Tarihi” adlı kitabında.

Balat, İstanbul’un en eski semtlerinden. Burada tarih boyunca çoğunluk Musevilerde. Rum, Ermeni ve Türkler de var. Hepsinin birden dinsel ve kültürel izlerini taşıyor, yoksul görüntülerin arasında. Her iki semtte de azınlık nüfus bölgeyi çoktan terk etmiş. Ama UNESCO’nun yürüttüğü, Avrupa Konseyi’nin finanse ettiği “Fener Balat Yenileme Projesi” kapsamında yapılan çalışmalar, geçmişin izlerini tüm güzellikleriyle ortaya çıkarıyor yavaş yavaş.

Tamamen kırmızı tuğladan, şaşılacak derecede büyük, görkemli bir yapı görüyoruz tepede. Fener Rum Lisesi ya da “Kırmızı Mektep”… 1881’de yapılmış. O devirde Rumların eğitime verdikleri önemin bir göstergesi olsa gerek. Eskiden erkek lisesiymiş. Bir de kız lisesi var biraz aşağıda. Ama onun gibi gösterişli değil, pek sade. Her ikisinde de çok iyi eğitim verilirmiş. Kız öğrenciler uzak semtlerden geliyorlarsa buradaki akrabalarının yanında kalırlarmış. Daha sonra Rum nüfusu azaldığı için Kırmızı Mektep’te toplanmışlar. 50 öğrencisiyle kapanmaya direniyor şimdilerde.

Anlatacaklarım bitmedi. “Okuyacak, öğrenecek, gezip görecek çok şey var burada” demekle yetiniyorum. Hepimiz bayıldık bu geziye… Gün yetmedi. Balat’ın meşhur galeta fırınından aldıklarımızla o küçük sokak kahvesinde içtiğimiz sıcak çayın tadı damağımızda hala.

Hepsi bir yana, rehberimiz Elif’e bizden 10 numara!

Fotoğraflar: İ.Arzu Açıkel

12/03/2009

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.