YASEMİN

Yasemin

Bugün ilginç bir yeni yıl tebriki aldık şakacı bir dostumuzdan:

“Gönlünüzden geçmeyenlerin başınıza gelmemesi dileğiyle…”

Hafif karamsarlık kokuyor, ama gerçekçi bir dilek aslında. Çünkü dünyanın ve insanlığın iyiliğini istemeyenler var. Sayıları belki çok değil ama geleceğimizi, umutlarımızı karartmaya yetiyor.

Çünkü onların eylemleri de küreselleşti. Korkutuyor…

“Yasemin… Geleceğimizden kopartılmış bir çiçek…”

Bu kitabın öyle belli bir yeri yoktur evde. Karıştırırım, okurum birkaç sayfa; üzülürüm, gözlerim sulanır. Uzun süre kaybolur ortadan, saklanır bir yerlere, sonra bir de bakarım yeniden elimde. İşte öyle oldu yine… Üstelik bu sefer öldüğü gün…

30 Aralık. Yasemin Cebenoyan’ın 14 yıl önce durup dururken yaşamdan koparıldığı gün.

Akılla, sevgiyle, umutla yaşayan güzel insan…

Doğum günüymüş bir gün önce. Babasıyla dans etmişler. Son fotoğraflarından biri… Fotoğrafın alt köşesinde tarih var: 29.12.94… Öteki sayfalarda annesi Tuncay Hanım’ın ağıtları, yakınlarının, arkadaşlarının yazdıkları.

Cenazesine gitmişti eşim. Babasını tanıyordu Yasemin’in. Ertesi yıl ailesi bu kitabı bastırdı.

Türkiye’de kültür turizminin öncülerinden, profesyonel tur rehberi Faruk Pekin şöyle anlatıyor kitapta, onunla son görüşmelerini:

“Biraz daha otur, bir çay daha içersin” dedim. “Yok kalkayım, arkadaşlarımla buluşacağım” dedi. Birazcık daha oyalandı ve kalktı. “Çok şıksın” dedim. “Birkaç güne yayılan doğum günü şıklığı” diye güldü. Ve gitti. Sanıyorum oturup konuştuğu, sohbete daldığı son kişi de ben oldum.

Füsun Akatlı ise şöyle diyor önsözünde:

“Terörün körlemesine saçtığı ölümün gelip Yasemin’i bulması tesadüftür ama; terörün beslenmesi, muzaffer olması, cezasız kalması tesadüf değildir. Ateş düştüğü yeri yakmaz yalnız. Ateş büyür, genişler, yayılır, yangın olur, Türkiye’yi yakar. Yasemin Türkiye’dir.”

O akşam oradaymış o da. Yazar Onat Kutlar’ın da aynı bombalı saldırıda öldüğü yerde. “Birkaç saniye önce, küçük orkestranın müziği kafenin salonunu doldurduğunda, kimi sohbet eden, kimi okuyan, kimi bekleyen, kimi girip çıkan insan kalabalığıyla birlikteymişiz… ikimiz.”

Sonra bomba patlıyor, ortalığı beyaz bir sis dolduruyor. İlk şaşkınlığın ardından herkes hızla terk ediyor salonu. Füsun Akatlı gazetelerini unutmuş, geri dönüyor.

“… Çok önemliymiş gibi yarı yoldan geri döndüm. Bıraktığım şeyleri toparlayıp tekrar çıkarken, bir masanın önünde tek başına oturmuş, kucağına doğru yığılmış kalmış siyahlı bir kız, olduğum yerde dondurdu beni. Çevreme baktım. Kimse kalmamıştı. Bir kişi bile…”

Yasemin Cebenoyan… “Deli dolu ama akıllı, kültürlü ama ukala değil, güzel ama şımarık değil…”

29 Aralık 1957’de Ankara’da doğdu. İstanbul’daki Saint Benoit Lisesi’ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, Fransız Dili ve Resim – İş Eğitimi bölümlerinde Fransızca öğretmenliği yaptı. Ardından İstanbul Üniversitesi’nde Klasik Arkeoloji okudu. 1987’de ikinci üniversiteden de mezun olduktan sonra, bir yıllığına ABD’ye gitti. New York ve Columbia üniversitelerinde İngilizce dil eğitimi gördü. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü, Turizm İşletmeciliği Eğitim Bölümü’nde lisansüstü öğrenimini tamamladı. TURSAB Turist Rehberliği kursunu bitirdi. Fransızca – İngilizce turist rehberliğinin yanısıra birçok yabancı devlet adamına VIP rehberliği yaptı. Efes’te Artemis kazılarında, Selçuk Efes Müzesi’nde ve Bodrum’da Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde uzun yıllar çalıştı. 30 Aralık 1994’te Cafe Marmara’ya konulan bir bombanın patlamasıyla, yaşamını yitirdi.

Ondan 5 yıl sonra, 1999 Marmara depreminde sevgili annesi, babası ve küçük yeğeni de koptu yaşamdan…

***

Kısacık yaşamına bu kadar çok şey sığdırmış Yasemin. Yeni yıla girerken ona birkaç dize gönderiyorum sevdiği şairden:

“… Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?” / Murathan Mungan

Mutluluk ve gözyaşı… Dünya zıtlıklarla güzel, yeter ki umut olsun…

Mutlu yıllar!

01/01/2009

Bizim Sakarya Gazetesi

Bir Cevap Yazın