“GÖRMEYİ BİLMEK”

İbrahim Zaman

İbrahim Zaman Adapazarı’nda

Bugün AKM’de, İBRAHİM ZAMAN’ın fotoğraf sergisi açılıyor. Bu sergiyi tüm Adapazarlılar görmeli, çünkü o, fotoğrafın Türkiye’deki en saygın isimlerinden biri ve Adapazarlı…

Yaz tatillerinde bir fotoğraf stüdyosunda çalışarak başladığı mesleğini, bir akademisyen titizliğine ulaştırmış İbrahim Zaman… Fotoğraf onun mesleği, sanatı, yaşam biçimi… Hem sanatını yoğuruyor, hem yaşamı belgeliyor… Deneyimlerini, bir öğretim programı belirleyerek derliyor ve paylaşıyor.

Fotoğraf Dergisi’nin eğitim sayfalarında tanıştım İbrahim Zaman’la… Fotoğrafın sanatsal yönüne ilgi duymaya başladığımdan beri de dönüp dönüp o sayfalara başvurma gereği duyuyorum.

Elinizdeki mekanik malzemeyi kavramalı ve iyi fotoğrafın kurallarını sindirmelisiniz ki, düşünce ve duygu mükemmel biçimde belirsin. Bunun önemini anlatmaktır çabası.

Konu diyelim ki ışık… Karşılaştırarak anlatabilmek amacıyla değişik kareler koymuştur. İlk kare fotoğrafik kaygı duymadan çekilmiştir, ama görünürde sorun yok gibidir… Oysa ikinci kareyle karşılaştırdığınızda doğru karenin hangisi olduğunu sezersiniz…

Öğretmekten çok, ipuçları verir ve sizi özgür bırakır… “Ben yaptım oldu!” kolaycılığından kendi isteğinizle uzaklaşırsınız. Hissettirmeden o sorumluluğu size yükler. Önünüzde büyülü bir dünyanın kapılarını aralamaya çalışır, estetik kaygıya zorlamaz, kışkırtır.

Adapazarı’nda sanatsal fotoğrafın öncüsü HÜSNÜ GÜRSEL’i kendine örnek almıştır çocuk yaşta. Sanatsal fotoğrafa ilgisini keşfedip destekleyen, bu yolda güvenle yürümesine büyük katkıları olan Hüsnü Gürsel, kişiliği, bilgisi ve fotoğraflarıyla onun kahramanıdır.

1961 – 1972 yılları arasında “Adapazarlı Grup 5” ve “AFAK” olarak, diğer grup üyeleriyle birlikte, fotoğraf sanatında Adapazarı’nın sesini duyuranlar, fotoğraf sevgisini yeşerten ve büyütenler onlardır. Hüsnü Gürsel bunu, aralarındaki kardeşçe ilişkilere, saygı ve sevgiye; disiplinli bir çalışma ortamı yaratmalarına borçlu olduklarını söyler. “Bu çabada İbrahim’in payı büyüktür.” der.

Onunla tanışmasını şöyle anlatır: “1956 yılında, Adapazarı’nda bir fotoğraf stüdyosu vitrininde, daha önce izlediğim portrelerden farklı, ama çok farklı portreler dikkatimi çekti.

Tanıdığım stüdyo sahibine bu portreleri kimin çektiğini sorduğumda; rötuş kutusu başında, sarışın, ela gözlü, sevecen bir genci göstererek ‘Yapıtların yaratıcısı İbrahim Zaman’ dedi.”

Leonardo Da Vinci, “SAPER VEDERE” yani “GÖRMEYİ BİLMEK” der. Fotoğraf makinesi de, ancak “görmeyi bilmekle”, yalnızca bir zamanı saptama aracı olmaktan çıkacaktır. İbrahim Zaman, bunu erken yaşta fark edip, ‘neyi çektiğini değil, nasıl çektiğini’ önemsemeye yönelir. İşte bu aşamada onu motive eden kişi de Hüsnü Gürsel’dir.

“… İbrahim, devamlı yenilik arayan ve yaptığından daha iyisini, güzelini yapma çabası içinde olan, profesyonelliğine amatör heyecan ve yaratıcılığı ekleyebilen, bunu büyük bir azimle sürdürebilen az sayıdaki kişilerden biridir.” der Hüsnü Hocamız.

Gönlünün gözünü açar, ülkesinin güzelliklerine. Elbette başka gerçekler de vardır ülkesinde, ama sürekli güzelliklerden örnek verirse, çevresindeki güzelliklerin çoğalacağına inanır o…

İbrahim Zaman

Tamay ve İsmail Arzu Açıkel ile…

Fotoğrafları yalındır, hilesizdir. Işığı, rengi, açıyı saptayışı özgündür. Özellikle ‘IŞIK’tır ondaki pırıltıyı fotoğraflarına yansıtan. Onunla birlikte, yurtiçinde ve yurtdışında birçok fotoğraf gezisi yapan arkadaşımız SERVET SEZGİN, onun ışığı kullanışındaki olgunluğu vurgular, över ve kendine örnek aldığını söyler.

Fotoğrafın izlenimci ve belgesel boyutuna duyduğu ilginin üzerinden 40 yıl geçtiğinde bir fotoğraf kitabı çıkar İbrahim Zaman’ın: “TÜRKİYE’DE ZAMAN”.

Kitabının sunuşunda, “Coşkumu, işimi, aşımı, hüznümü, sevincimi, hâsılı bana heyecan veren her şeyi paylaşmak, yaşamıma yön veren bir duygudur. (…) Fotoğrafça daima güzele ve güzelliklere talip oldum ve objektifimi bunlara yönelterek yaşadım. (…) Bu yolla elde ettiğim deneyim ve birikimleri sizlerle paylaşmak istedim.” diyor.

1947 yılının yaz tatilinde çırak girdiği fotoğrafhane… Karanlık odada bugünkü gibi anımsadığı keskin ecza kokusu ve kartın üzerinde görüntü belirirken duyduğu heyecan… Orada olup bitenleri, o zamanlar pek ünlü olan illüzyonist Zati Sungur’un sihirbazlık numaralarına benzetişi… Ve sonrası:

Işığın peşinde gece gündüz demeden koştum durdum. Her deklanşöre bastığımda coşkum ve heyecanım arttı…”

IŞIĞIN PEŞİNDE DAHA NİCE YILLARA…

İbrahim Zaman

Birlikte nice mutlu yıllara!

   

Çektiği her karenin o ana kadar çektiği fotoğrafların en iyisi olacakmış gibi bir yaklaşımı çok az kişide fark ettim. İbrahim Zaman, her karede, ışık bilgisini, doğru açıları keşfeden engin tecrübesini ortaya koyar…” (İZZET KERİBAR)

Aynı anda birden fazla yerde bulunup fotoğraf çekemediği için çok üzülür. Pek çok konuda kolay şikâyet etmediği halde, çekim seansları dönüşümüz hep dövünme krizleri ile geçer, hep ‘keşke’ ler dile getirilir.”

Fotoğraf çektiği alanda geriye birşey bırakmaması gerekiyormuş gibi çekilebilecek bütün fotoğrafları çekip adeta dibini kazımak ister.”

Asla bir gamlı baykuş değildir. O mutlu imiş gibi davranmanın mutluluğu davet ettiğine inanır. Onunla vakit çabuk geçer.”( SABİT KALFAGİL)

Çektiği fotoğraflarda hiçbir numara yoktur, moda diyebileceğiniz çeşitli üslup ya da tekniklere öykünme göremezsiniz. Aynı İbrahim gibi güleryüzlüdürler, sıcaktırlar. Sezgileriyle yakaladığı bu fotoğraflar, görüntüleriyle, rengiyle, duygusuyla sanki doğada var olduğu gibidirler, olağandırlar, dürüst ve alçakgönüllüdürler. Ben buradayım diye bağırmazlar, çünkü onlar sağlamdırlar ve zaten oradadırlar.” (YURDAER ALTINTAŞ)

Bu yazıdaki fotoğraflar 2010 yılına ait. SAGÜSAD PUL SERGİSİ açılışında çekildi. O yıl SAGÜSAD İbrahim Zaman adına özel pul bastırdı. Pul, bu sergide yer aldı. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.