Bir yazışma

 

Ergun Kaftancı

Bizim Sakarya Gazetesi
02 Ekim 2011 12.13

Tamay Hanım’a teşekkürler

SADECE ben değil, bu gazeteyle ilişkisi olan herkes ana dilimizi sahiplenmekte titiz, hassas ve dikkatli…
Türkçe konusunda hiç ödün vermeyen yazarımız ise Tamay Açıkel.
Medya Kritik sayfamızı dikkatinden kaçırmadığını, elektronik posta yoluyla göndermek lûtfunda bulunduğu mektubuyla gösterdi ve mektubu yayınlamama da izin verdi. İşte o mektup:
“Merhaba Ergun Bey,
Medya Kritik köşenizi ilgiyle okuyorum. Bizim Sakarya’nın hatalarına da yer veriyor, kendi gazetenizi de eleştirmekten çekinmiyorsunuz. Doğru olan da bu… Gazetemizde bazen gerçekten korkunç hatalar yapılıyor. Örneğin, “İmamla iletişim kurun” olması gerekirken; “İmamla ilişki kurun” diye bir başlık… Gözlerime inanamamıştım gördüğümde… Geçtiğimiz salı günüyse birinci sayfada “Irk ıslahında iyileşme” diye bir haber başlığı vardı. Dördüncü sayfada da tekrarı… Çelik konstrüksiyon yerine çelik kondisyon… Üstelik cümle ortasında geçen “çelik” niye büyük harf acaba? Fındık, fıstık… Her şey büyük harfle başlayabiliyor. Öyle çok ki buna benzer yanlışlar… Ama en azından vara yoğa ünlem koymaktan vazgeçildi… Keşke en azından başlıkları önceden siz bir gözden geçirebilseniz. Ne iyi olur.
Ergun Bey, siz de bir yazınızda kendisinden söz etmiştiniz ya; bugün Cumhuriyet Kitap’ta Feyza Hepçilingirler’in yazısını okudum. İki nokta üst üste demiyor, iki nokta diyor. Nedenini de şöyle açıklıyor: “Yanyana iki nokta işaretimiz olmadığına göre, üst üste diye belirtme de gerekmez.” Benim bildiğim Ergun Kaftancı bu noktalama yanlışını yapmaz. Ama nedense yapıyor, cümle sonlarına çoğunca iki nokta koyuyor. Anlayışınıza güvenerek hep, dur söyleyeyim, diyorum… Sonra ihmal ediyorum. Feyza Hanım’ın yazısında da görünce “Şimdi tam sırası” dedim. Bilmem iyi ettim mi… Size bir kolaylık: Word’de yazarken klavyedeki “Alt Gr” tuşunu basılı tutarak nokta tuşuna basın, üç nokta oluyor. Üç kez noktaya basmaktan kurtulursunuz böylece… Feyza Hepçilingirler’in ‘Türkçe Günlükleri’ni yıllardır okurum. Kendisiyle tanışmak mutluluğuna da eriştim. Daha da büyük mutluluk; onu üniversiteli gençlerle buluşturduk. Bu konuyla ilgili, gazetede de yayımlanan “Türkçe Nereye Gidiyor?” başlıklı yazımı okursanız çok sevinirim. İyilik dileklerimle… Saygılar. ”
*
Değerli yazar arkadaşımı elbet da karşılıksız bırakamazdım. Mektubuna hemen yanıt verdim ve dedim ki:
“İlginize çok teşekkür ediyorum. Sakarya Basını maalesef hem gazetecilik, hem dil konusunda çok geride kalmış. İnsan üzülüyor.
Özgür Arık, “İki konuda da basını yönlendirelim” deyince kolları sıvadık.
Allah utandırmasın…
Basında yanlıştan geçilmiyor…
Sizin de dikkatinizi çeken yanlışları ben çok sonra görebiliyorum; zira gazeteler ancak cumartesi günü elime geçiyor. İşaret buyurduğunuz yanlışlar sadece bizim gazetenin değil Sakarya Basını’nın da nerede olduğunu göstermeye yetiyor.
Önümüzdeki hafta yayına girecek Medya Kritik köşemizde mektubunuzu izninizle yayınlamak isterim. Destur verirseniz çok sevinirim…
İki nokta meselesine gelince…
İmlâ kurallarımız arasında yan yana iki noktanın olmadığını biliyorum; üç noktadan birini tenzil etmenin çirkin bir kapris olduğunu lûtfen kabul edin; ortalık kalabalık gözükmesin diye üç noktayı çok ama çok önceki yıllarda boşamıştım.
Hıncal Uluç eski bir arkadaşım; Ankara’da Son Baskı gazetesinde birlikte çalışırken ikimiz de üç nokta yerine iki nokta kullanmayı marifet saydık; cehalet işte…
O alışkanlığımız sürüp geldi. Hıncal neye karar verir bilemiyorum ama ben, üç noktayla nikâh tazelemeye karar verdim.
Örnek olmaya kalktığımıza göre yanlıştan da uzak durmalıyız…
Feyza Hanımı ben de izlemeye çalışıyorum; onun hizmetleri yadsınamaz.
Haberlerin başlıklarını görme olanağım yok. İstanbul’dan sık sık ayrılamıyorum. Ancak buradan yaptığım uyarıları da pek dinlemiyorlar.
Yazınızı mutlaka okuyacağım. Sizden öğreneceğim çok şey olduğunu düşünüyorum.
Esenlikler diliyor, saygılar sunuyorum”
*
Değerli kardeşim Açıkel de bunun üzerine yeni bir mektup yolladı; onu da aynen yayınlıyorum:
“Yanıtınıza teşekkür ederim. Mektubumu Medya Kritik’e koyabilirsiniz tabii.
Türkiye’de ortalama insan dil yanlışlarının farkında bile değil. Bizler, bir avuç insan dertleniyoruz işte, kendi kendimize. Üniversite öğrencileri bile basit bir Türkçe bilgisini ulaşılmaz görebiliyor. Şaşkın şaşkın bakıyorlar insanın yüzüne… Basına büyük görev düşüyor bu durumda…
Sizi üç noktayla barıştırdığıma gerçekten sevindim Ergun Bey… Gereksiz bir dargınlıkmış doğrusu, sizin de dediğiniz gibi… İyilik dileklerimle… ”
——————————————————————-
Derkenar: Medya Kritik, bu hafta da kalabalık olduğu için Sayın Açıkel’in mektubunu sütunumda yayınlamayı uygun buldum. Aldığım izne ilişkin alan burası değil ama değerli yazar arkadaşım herhalde beni bağışlama büyüklüğünü gösterecektir diye düşündüm.

1 yorum

  1. Tamay Teyzecim, çok ilginçtir ben de iki nokta kullanırım Ergun Bey gibi, bunu da bir marifet sanarım, gözüme daha hoş görünür, daha kısasıyla ne istediğimi anlatabilmek, yoksa üşengeçlik değil aslında… Ama sanırım benim de düzeltmem lazım:)
    Teşekkürler:)
    Sevgiler,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.