Kim alıştırdı?

İkinci tatlı haber de kızdan geldi… Gül de bebek bekliyormuş! Yani bu durumda, iki ay arayla iki torun geliyor bize.

Annesi doktora yaparken doğacak, doktora bittiğinde ele gelecek. Anne çok emek verdi doğrusu kariyerine… Bebek bunu bilmeyecek tabii. Gazı olacak en başta. Kucağa alınınca susacak. Bu iş böyle… Biz az mı taşıdık… Gül’ün ilk öğrendiği laf: “Kucağa al!”

Ne olursa olsun,  çocuklarımı ayakta sallamadım da sallatmadım da. O görüntüyü sevmem.

***

Geçenlerde İstanbul’dan geliyorum, otobüse bindim. Akşam vakti, dönüş kalabalık; ancak arkalardan yer bulabildim. Cam kenarında şişman, genç bir kadın oturuyor, kucağı bebekli.

Televizyon için kulaklıklar dağıtılıyor bu arada. Malum, artık her yolcuya bir televizyon cihazı var otobüslerde. Birkaç özel kanal ve 17-18 kadar film seçeneği: Fantastik, dövüş, macera ve İnek Şaban serisi…

Sordum, altı aylıkmış bebek. Hesaplıyorum; bizim ilk göz ağrısı doğacak, inşallah seneye bu zaman o da bu kadar olacak…

Bebek öksürüyor, ağlamaklı, belli ki hasta. Anne hoplatıyor, zıplatıyor, çocuk bir ekrana yapışıyor bir anneye… Kitabım var yanımda ama okumak mümkün mü, açıyorum ‘Gurbetçi Şaban’ı izliyorum ben de…

Yandakilere karşı kesinlikle, rahatsız oluyormuşum gibi bir tavrım yok… Bilgiçlik yok, anaçlık yok… Epey bir zaman geçtikten sonra kadına dönüyorum:

– Emzirseydiniz… Şöyle örteriz…

– Yok, emmiyor, bıraktı, maması var ama…

Çay kahve servisi yapılırken sıcak su istiyoruz. Olamaz! Bebek kucağında, kaynar su konmuş bardağa elini uzatıyor bizimki…  Ben koyayım biberona deyip kapıyorum bardağı…

Bebek kıpır kıpır, beklemez ki soğumasını… Soğuk su istiyoruz biraz da. Şimdi tamam… Ama ufaklık yine huzursuz… Bir yudum bile çekmiyor biberonundan… Anne de hemen vazgeçiyor zaten…

– Emmez ki.

– Neden?

– Uykusu var, sallanmadan uyumaz.

– Salla şöyle o zaman sen de.

– Yok, ayakta sallanmazsa uyumaz! Altı aydır ayakta sallanıyor, alıştırdılar…

– Kim alıştırdı?

– Kayınvalidem.

– !!!

İnek Şaban’a devam… Ama bu kez de yer değiştirmemizi istiyor kadın. Sıkıldı tabii orada, çocuk kucağında… Geçtim. Filmi de bıraktım, camdan dışarı, karanlığa bakıyorum artık…

Yan taraftaki kadınlarla konuşuyor şimdi de:

– Gündüzleri parayla çocuk tutuyorum, bütün gün ayağında sallıyor, ben uyuyorum. Sonra da bütün gece ben sallıyorum ayağımda…

Böyle diyor…

Sonra bir şeyler oluyor, bir kıpırdanmalar… itilip kakılıyorum, iyice cama yapışıyorum… Bir de bakarım ki bebeği siyah bir hırkanın içine koymuş, haldır haldır sallıyorlar iki kadın. Kollar havada ve oturarak… Ne maharet!

Haklıymış,  işte şıp diye uyuyuverdi bebek!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.