Evliya Çelebi Yılı

 

“Biz Türkler gibi seyahat merakı az olan bir kavim için Evliya Çelebi, ne önceli ne ardılı olmayan bir istisnai dâhidir.” diyor İlber Ortaylı.

Okullar açıldı. 16 milyon öğrencisi ve 600 bin öğretmeniyle… Bir şeyi çok merak ediyorum: 2011 yılının, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü oluşu ve UNESCO tarafından Evliya Çelebi Yılı olarak kabul edilişi, acaba Milli Eğitimimizin gündeminde mi?

Ayrıca, Avrupa Konseyi de Çelebi’yi “21. yüzyılda insanlığa yön veren en önemli 20 kişiden biri” olarak ilan etti.

Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık “En büyük sosyal tarihçi” diyor Evliya Çelebi için.

Ahmet Hamdi Tanpınar ise Beş Şehir’inde; “Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima kârlı çıkarım.” diyor.

Galiba Milli Eğitimimiz böyle düşünmüyor, çünkü böyle bir başyapıtın içinde müstehcen bölümler saptadı (!) ve Seyahatname’nin toplatılması bile söz konusu oldu. Belki de toplatıldı.

Neyse, biz yine de büyük gezginimizin 2011 yılı boyunca büyük bir değerbilirlikle anılacağını umalım.

İşte PTT, 2011 pul emisyon programına koymuş. “Evliya Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü” başlığıyla, 25 Mart olarak saptanan doğum gününde çıkacakmış.

Şu da geçen yıl başlayan; bu yıl ve önümüzdeki yıl da sürecek olan güzel bir proje:

“Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı” kitabının yazarı Caroline Finkel, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si üzerine yaptığı araştırma sırasında tanıştığı akademisyenlerle birlikte, 2009’un eylülünde Yalova’nın Hersek köyünden “at sırtında” uzun bir yolculuğa başladı. Gezinin amacı; Çelebi’nin rotasını takip ederek bölgede yaşanan değişimleri kaleme almak ve Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü olan 2011 için Seyahatname’ye ışık tutacak bir eser ortaya çıkarmaktı.

Hepsi de kendi alanlarında değerli yapıtları olan, bir edebiyat tarihçisi, bir Osmanlı tarihçisi, iki edebiyat ve kültürel çalışmalar uzmanı, bir bitki bilimci, bir antropologdan oluşuyordu ekip… Ayrıca bir at yetiştiricisi ve bir de program sunucusu vardı aralarında…

Bursa, Bilecik, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve yeniden Kütahya…

Tarihçi Finkel’in anlattığına göre, neredeyse hiç asfalt yol kullanmamışlar 40 gün 40 gece… Dağlar, nehirler, ormanlar aşarak yolculuk etmişler.

Birkaç durum dışında kırsal bölgede hep iyi karşılanmışlar… Kamp kurmuşlar, bizim köylülerle kamp ateşi başında sohbetler etmişler. Kaçgöç olmadan, rahatça…

“Aslında genel olarak gittiğimiz yerlerde yaşayanlar bizi çok sevdi. Yaptığımız gezi ile gurur duyduklarını söylediler. Ama tabii arada bir bizden şüphelenenler de oldu. ‘Koyun hırsızları! Kurban Bayramı için hayvan çalmaya gelmiş olabilirler’ diyerek şikâyetçi oldular. Defineci ya da çingene olduğumuzu sananlar da çıktı.” diyor Finkel.

***

İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010 etkinlikleri kapsamında da geçiyor neyse ki Evliya Çelebi’nin adı. Tarihi 21 Eylül olan haber şöyle:

‘Altın Yollar Projesi’nin 3. etabı olan “Evliya Çelebi’nin İzinde” etkinliği başladı.

“Jules Verne’nin İzinde” ile 2008 yılında başlatılan ve geçen yıl “Piri Reis’in İzinde” ile devam eden maceranın 3. etabının başlaması dolayısıyla, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın ev sahipliğinde Sepetçiler Kasrı’nda tanıtım toplantısı düzenlendi.

Toplantıda konuşan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt, ‘Avrupa şehirlerinde Türk kültürünü tanıtacağız. Evliya Çelebi’nin geçtiği yollardan bu sefer sanatçılar geçecek. Yapılan belgesel film ve kitaplar yarınlara bırakılacak’ dedi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.