Yeni acılar eklenmesin!

Adapazarı’nda gençler arasında uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaştığını; hatta bunun ilköğretim yaşına kadar indiğini duyardım. İnsan bunun doğru olabileceğine ihtimal vermiyor. Yalan ya da abartı gibi geliyor. Ama gözümle görünce inandım.

Bitişiğimizdeki okulun top sahasının bulunduğu duvardan bahçemize zaman zaman savurulan pet şişelerin yerini şimdi; sıkılmış bali tüpleri ve bali koklanmış naylon torbalar aldı! Hem de onlarcası öteye beriye dağılmıştı; son günlerde o tarafa pek geçmediğimiz için görmemişiz. Önce anlam veremedim. Arkasından büyük bir şaşkınlık ve derin bir üzüntü yaşadım… Okul yaz tatilinde. Bahçenin kuytu köşeleri var.

Çocukların ara sıra toplanıp gevezelik ettiklerini sanıyorduk. Sigara içtiklerini de söylüyordu görenler ama bu kadarı akla gelir miydi?

Bu olayı dün yaşadım ve sabah ilk işim Emniyet Müdürlüğüne gidip Güvenlik Şube Müdürlüğüne durumu bildirmek oldu. Dinlediler, adres aldılar. Ama ne yazık ki bu çocuklarla ilgilenecek; gerekirse tedavi ettirecek, sonra da izleyip gözetecek bir devlet kurumu bulunmadığını söylediler.

***

Sıcaklar bunaltıyor… Geçen hafta tatil dönüşü Kuşadası’na uğradık. Bir gece konakladık. Deniz kıyısında gezindik. Gece bile bir serinlik, bir esinti olmadı.

Deniz kıyısında yaşayanlar ne kadar şanslıdır… Ama bilirler mi, düşünürler mi acaba bunu? Eskiden, deniz kirliliği diye bir şey söz konusu bile değilken daha büyük mutlulukmuş. Çocukluğum hep deniz kıyılarında geçtiği için ben de kendimi şanslı sayarım. Denizi sevdiğim için…

Kuşadası’nda yerleşim öylesine yoğun ki… Turist de çok geliyor. Gezinti gemilerinin uğrak limanı… Dev transatlantiklerin biri kalkarken diğeri yanaşıyor neredeyse. Gümrük çıkışına gösterişli dükkânlar sıra sıra dizilmiş; çok güzel, büyük bir çarşı yapılmış… Bizimkiler işi biliyor; daha oradan başlıyorlar zengin turisti tavlamaya. Şehir merkezindeki turistik pazarın kalabalığına da şaştık. İnsan seli geç saatlere kadar azalmadı. Esnaf, dükkânının, tezgâhının başındaydı. Yeme içme deseniz, hiç bitmiyor.

Geçen akşam da Adapazarı’nda, Kent Park’ta gezindik şöyle bir… Göletin çevresi, ağaç altları, çimenler, yürüyüş yolları… Çoluk çocuk bu gece buraya akmış Adapazarı! Daha çok parkın yakın çevresinde oturanlar gelir diye düşünüyordum ama değil. Araba park yeri de tıklım tıklım doluydu. Bitmeyen bir deniz ya da su kenarı özlemi var içinde insanoğlunun. İlla su olacak; su serinliği, su sesi olacak. O zaman rahat, mutlu…

***

Adapazarı 11 yıldır yaralı bir şehir. Bir 17 Ağustos daha geldi, geçti işte… Acılar tazelendi.

Yeni acılar eklenmesin; çocuklar, gençler ihmal kurbanı olmasın ne olur!

İnsanız; kendimizi hayatın güzellikleriyle avutmak, eğlenmek, gülmek elbette hakkımız… Ama çevremizde ve dünyadaki gelişmeleri, değişmeleri yetişkin insanların olgunluğu, dikkatiyle izlememize; önlem almamıza ya da vatandaş olarak önlem alınması için baskı yapmamıza engel değil ki bu!..

Bizim Sakarya Gazetesi

19/08/2010

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.