Deniz insanlarının hepsi cömert Denizler, denizler doldurdu beni Denizler mavi, denizler lacivert                                                              Deniz insanlarının gönlü gani /Ümit Yaşar Oğuzcan Kefkenli balıkçılar ağları hazırlamış bekliyorlar. Açık deniz dalgalıymış biraz. Biz de limandayız. Pazar gezmemiz, Kefken, Kerpe, Kesecik. Ormanda çok iyi bildiğimiz mantarlardan topladık. Birkaç ‘kare’ de fotoğraf çekelim diyoruz. Hava bulutlu. Renkler güneşli bir […]

Adnan Özyalçıner’in Ağustos 1981 tarihli Sanat Olayı dergisinde yayımlanan söyleşisinden bir bölüm okuyalım önce: Sayın Raşit Abasıyanık, Sait Faik “Hikâye Peşinde” adlı bir öyküsünde Adapazarı’nı ve oradaki yaşamını anarken; “Gözümün önüne Çark Suyu, Erenler Tepesi, Başköprü”deki Hacıbey Köşkü, amcamın balkonundaki çingenbacak elmaları kabaran ev geldi…” diyor. Bu ev sizin babanızın evi olmalı. Burada birlikte yaşadığınız […]

      Taraklı izlenimlerimi yazmıştım. Müjgân Zaman’ın rehberliğinde yarım güne ne çok şey sığdırmıştık… Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman (aynı zamanda Tarihi Kentler Birliği Plan ve Bütçe Komisyonu üyesidir) ile yaptığımız söyleşiyi yetiştirememiştim o gün. Sonra bir kez daha gittik… Taraklı’da bahar! Bol bol fotoğraf çektik. Gelelim söyleşiye… (Sakarya Üniversitesi senatosu, Taraklı’da meslek yüksek okulu […]

Tülin Akadur, ressam Kadri Aytolon’un torunu. Bergama’da doğmuş. 1969’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü,  Nurullah Berk Atölyesi’nden mezun olmuş. Sırasıyla İzmit Mimar Sinan Lisesi, İstanbul Gültepe Lisesi, Gayrettepe Şair Nedim İlköğretim Okulu’nda resim öğretmenliği yaptıktan sonra 1996’da emekli olmuş.Resimlerinde soğuk renkler ve lekeler ön planda… Seramik çalışmalarını Kuzguncuk’ta Ayla Yüce seramik atölyesinde sürdürüyor. […]

Yıl 1839… Fotoğrafın bulunduğu, işte böyle müjdelendi! Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk gazetesi Takvim-i Vekayi de verdi haberi. Bir insanın ilk kez görüntülenişiydi aynı zamanda… Üç yıl sonra Fransız Daguerre’in, buluşu “Dagurreotype” İstanbul’a geldi. Öyle benimsendi ki 1842-1900 arasında yalnızca Beyoğlu’nda, “fotoğrafhane” sayısı otuzun üzerindeydi. Yüz yıllık saltanatı 1950’lerde bitti fotoğrafhanelerin. Fotoğraf makinesi denen müthiş buluş, artık […]

35 yıl önce Adapazarı’nda kurulan “Kontrastlar” sahnelere geri döndü ve ilk konserini ENKA Okulları’nda verdi. 3 Mart Cuma günüydü konser. Biraz gecikmiştik. SAGÜSAD’dan arkadaşlarla salona girdiğimizde, üç gençten oluşan bir rock grubu vardı sahnede. Alkışlar, ıslıklar… Gençler gerçekten çok başarılıydı. Ardından “Kontrastlar” göründü ve yine coşku, yine alkışlar… ENKA’nın öğrencileri, konuklara çok alışık ve her […]

  Birkaç hafta önce, Türk fotoğrafının önemli isimlerinden Reha Bilir Adapazarı’na geldi SAGÜSAD’ın (Sakarya Güzel Sanatlar Derneği) konuğu olarak. Ortak uğraşımız, zevkimiz fotoğraf dolayısıyla daha önce onunla birkaç kez değişik ortamlarda karşılaşıp tanış gibi olduysak da, SAGÜSAD’da yaptığı dijital projeksiyon gösterisiyle tanıştık asıl… Reha Bilir “Uluslararası Fotoğraf Sanatçısı-AFİAP” unvanına sahiptir. Aslında eczacı ama fotoğrafa o […]

İki ay kadar önce, “Hızlı-Yavaş” başlıklı bir yazı yazmıştım. ‘Yavaş Şehirler Hareketi’nden söz etmiştim. “Slow Cities” 2000 yılında İtalya’da başlayıp yavaş yavaş Avrupa’ya ve dünyaya yayılan, logosu da salyangoz olan bir akım. Onunla birlikte Slow Food (yavaş yemek) akımı da yaygınlaşıyor. Ve benzer akımlar: Yavaş Yaşam, Yavaş Para, Yavaş Okullar, Yavaş Tatiller… Yani bize dayatıldığı […]

Köy Enstitülü öğretmen Huriye Saraç (Öğretmen Benisa) Adapazarı’nda… Bembeyaz, dalgalı saçlı, güleç yüzlü, giyimi özenli, bedeni dimdik, bakışları dikkatli ve sevgi dolu bir cumhuriyet kadını o. Daha ilk bakışta saygı uyandırıyor. İnsanlarla iletişim kurma becerisi olağanüstü. Birlikte okullara gidiyoruz. Çocukların, gençlerin arasında öyle rahat ve mutlu ki… Bir ışık yayılıyor yüzüne… Sözcükler bir ırmak gibi […]

Ilık bir sonbahar öğleden sonrası, eşimin halası Zehra Hala’yla bizim bahçede oturuyoruz. Onun evi de aynı sokakta, biraz ötede… Sohbeti sıcacık, çevresine hep olumlu duygular yayan bir insan. Seksen yılda neler görmüş geçirmiş; her insan gibi acılar, üzüntüler de… Sık sık attığı kahkahaları, hayata sımsıkı bağlılığındandır, biliriz. Doğduğu ev bu bahçedeymiş. Evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış; […]

  “Sanat öğretilmez! Sanat öğrenilir!” Sabri usta… Saz ustası Sabri Uzun. Hem üretiyor hem de çalıyor. Yaşı 56. 15 yaşında baba olmuş. Üç oğlu bir kızı ve 6 torunu varmış. Oğullarının birini, üç yıl önce kaybetmiş… Torunlarından biri askere gidecek. Adresi: ŞEN SAZ Müzik Aletleri İmalat ve Tic. San. Adnan Menderes Caddesi Berber Sokak, No:6 […]

“Kırkpınar Sanat Akşamları”… 23 Haziran – 30 Temmuz arası… Dünya festivalleri listesine geçecek bir dizi etkinlik… Tiyatro, konserler, sinema… Dans ve müzik… Çocuklara da çocuk tiyatrosu, çocuk korosu, bir de (sıkı durun!) keman dersleri… İşte şimdi, hepsi çok yakınımızda… Kırkpınar’da… Kırkpınar Açıkhava Tiyatrosu’nda.   Belgrad Oda Orkestrası’nın 13 Temmuz akşamı verdiği konser öncesi, Kırkpınar Sanat […]

İznik’in Sansarak Köyü… Arkadaşlar daha önce gelmişler bu köye. Çok fotoğraf çekmişler. Çocukları anlata anlata bitiremiyorlar. Bir de yoksulluğu… Yolların çamurunu… Parke döşenmiş bulduk köyü, neyse… Çocuklar sarıyor çevremizi iner inmez. Fotoğraf çekmeye gelen çok; alışıklar. Bizimkiler geçen gelişlerinde akıl edememişler, bu sefer küçük armağanlar var yanımızda çocukları sevindirecek. Hele bir arkadaşımız antenli taçlar almış […]

Bir süredir kendime ve sizlere, ilkyardımın hayat kurtardığını; her an, hepimizi tehdit eden sakatlanmaları, yaralanmaları önleyebildiğini hatırlatmaya çalışıyorum… Bizim toplumsal özelliğimiz, çabuk unutmamız… İlkyardımın önemini kavrasak da bunun eğitimini almaya ve vermeye sıra gelince, önceliklerimiz arasına giremiyor. Zorunlu olanlar dışında… Çarpıcı bir örnekle sarsılıyoruz ancak. Biraz dövündükten sonra yine unutuyoruz. Demek ki bize bıkmadan hatırlatmak […]

  Fransız hat sanatçısı Hakikat Hanım… Sapanca’da bir villada oturuyor. Müslüman olmuş… Her zaman yaptığımın tersine, bu kadarcık bilgiyle gidiyordum röportaja. Soyadını bile bilmediğim için, internet araştırmamda da bir şey çıkmadı… Tasavvuf müziği üstadı, gazeteci, yazar, çevirmen Nezih Uzel’le tanışıklığını öğrenebildim ancak. Oysa geçen yıl, hem Adapazarı’nda hem de İzmit’te “Gizemli Altın Harfler” adıyla hat […]

    Geçen haftaki yazımda, Söğütlü – Maksudiye’de 6–7 yıldan beri organik tarım yapan arkadaşım Berin Ertürk’ün de her cumartesi tezgâh açtığı Şişli – Feriköy Ekolojik Halk Pazarı’ndan söz etmiştim. O gün, orada gördüğüm bir kitap ilgimi çekmişti. Kitabın adı: “Ekin Sapı Devrimi”. Yazarı: “Masanobu FUKUOKA”. Berin Hanım kitabı biliyordu; “Ben bu kitabı 80’li yılların […]

 Osmaneli: Osmangazi tarafından 1308 yılında Osmanlı topraklarına katılan ilçe, Rumca ‘kavaklık’ anlamına gelen Lefke adını taşırken, 1913 yılında Osmangazi’ye ithafen Osmaneli ismini almıştır. Osmaneli, doğal güzelliklerinin yanında görülmeye değer birçok tarihi eseri de barındırmaktadır. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar dönemine ait birçok tarihi kalıntı bulunmaktadır.  Osmaneli’de Bizans dönemine ait su kemerleri, mezarlar, tümülüsler, Selçuklu dönemine […]

  SÖYLEŞİ: Tamay Açıkel   “Köyler sessizdir. Ekilmiş, sürülmüş, düzeltilmiş, tepelerde son bulan tarlalara bakınca. Bir iki sürüngen geçer çalıların arasından, çıtır çıtır… Biraz daha gayret edebilseniz patatesin, pancarın, buğdayın toprağı delip çıkarken yarattıkları gürültüyü duyar, toprağın sesini dinleyebilirsiniz orada.” (Ayarı Bozuk Çayevi/ Cumhuriyet Kitapları) Dedesi Adapazarı’nın ilk on – on beş tüccarından ve çiftlik […]

Söyleşi: Tamay Açıkel tamayacikel@yahoo.com   “Biz yokluk içinde bu işe başladık! Yarım asırdan beri deve kuşu gibi başımızı kuma gömdük! Artık yeter! İnsan ve hayvan arasındaki fark, bilinç ve kültürden doğan sanattır! Biz bu kültür zincirinin son halkasıyız. Anadolu toprağından çıkan kültürlerin eserleri bütün insanlara, hepimize aittir! Öyleyse hepimiz, birlik ve beraberlikle bu eserleri koruma […]

“… Ve buluyorum insanları… kendilerini değil de başkalarını söyleyen insanlar arasında buluyorum. Biri çıkar da üstünde yaşadığı toprağın insanlarını ta binlerce yıl öncesine kadar sever, onların serüvenini kendi yaşayacak ve yaşatacak kadar severse, o insanı örnek alır, insan diye söyleyebilirsin sen de. Bir başkası elinde bir fotoğraf makinesiyle yıllar yılı dolaşırsa senin memleketini, sana bağışlanmış […]